Albert Camus’un Yabancı isimli romanından esinlenen film aynı zamanda yönetmen Zeki Demirkubuz’un ”Karanlık Üzerine Öyküler” üçlemesinin ilk filmi olma özelliğini taşır.
Bir insan annesinin öldüğünü keşfettiğinde nasıl davranmalıdır?Ya da bir kadın kendisiyle evlenmek istediğinde?Karakterin cevabı net:Umurumda değil,Dünya b.k içinde ve bunu değiştirecek ya da değiştirmeye değer kılacak hiçbir değer yok,o yüzden akışına bırak ve yazgına teslim ol.Fakat buradaki teslimiyet Tanrı inancındaki teslimiyetten çok Nietzsche vari bir teslimiyetçilik olabilir.Yazgı kavramı da biraz Nietzsche’nin Bengi-Dönüş savını anımsatmakta.Yani olması gereken şeyler daha önce olmuş ve bundan sonrada olmaya devam edecektir,bunu değiştirmeye çalışmak sadece gidilen yolu değiştirecektir,ama değişimde dahi o yol muhakkak önceden gidilmiştir ve yine gelecekte de tekrarlanacaktır.Değişen sadece ahlak,din,kültür vb. algılardır ama sonuç aynıdır ve asıl olan bu sonuca varış yolundaki deneyimlerin geçmişte ve gelecekte tekrarlanacak olmasıdır.
Bu umrumda değil tavrı öylesine gerçekçi ki,bizim günlük hayatta aslında kelimeleri ne kadar karşılıksız kullandığımızı gösteriyor.Bizim için umurunda olmamak sadece belki belli durumlar için geçerlidir ki o noktada dahi filmde vurgulanan umurunda olmamak tavrının çok uzağındadır.
Filmde karakteri canlandıran Serdar Orçin ile öylesine bir kayıtsızlık yakalanıyor ki tarifi zor;yüz şeklinden haraketlerine kadar o kadar yoğun ki ya da pervasız sözcüklerini hiç kimseden sakınmamasına ve bunu yaparken bunun sonuçlarına katlanmak bir yana itiraz dahi etmemesi akıllara durgunluk verecek nitelikte.
Kim daha yeni tanıştığı bir komşusu için -ki komşususu bir kadın satıcısıyken-hiç tanımadığı, sadece komşusunun düşmanı olduğu gerekçesi ile silah çekebilir;ya da kim hiç işlemediği bir cinayet için senelerce hapishanede yatıp gerçekler ortaya çıktığında savcının kendisine bu durum hakkındaki görüşünü sorduğunda ‘aslında fark etmez ya da umurumda değil’ gibi içeride geçen onca yıla kayıtsız kalan cümlelerle ifade edebilir.
Tabii ki Yabancı romanı bu filmin sertliğine sağlamlığına en iyi katkıyı sağlayan kaynak olmuş;ama böylesi güzel eserlerin sinemadaki,hem de Türk Sinemasında karşılıklarını görmek güzel.
07 Aralık 2008 - 02:44
Albert Camus’un Yabancı isimli romanından esinlenen film aynı zamanda yönetmen Zeki Demirkubuz’un ”Karanlık Üzerine Öyküler” üçlemesinin ilk filmi olma özelliğini taşır.
Bir insan annesinin öldüğünü keşfettiğinde nasıl davranmalıdır?Ya da bir kadın kendisiyle evlenmek istediğinde?Karakterin cevabı net:Umurumda değil,Dünya b.k içinde ve bunu değiştirecek ya da değiştirmeye değer kılacak hiçbir değer yok,o yüzden akışına bırak ve yazgına teslim ol.Fakat buradaki teslimiyet Tanrı inancındaki teslimiyetten çok Nietzsche vari bir teslimiyetçilik olabilir.Yazgı kavramı da biraz Nietzsche’nin Bengi-Dönüş savını anımsatmakta.Yani olması gereken şeyler daha önce olmuş ve bundan sonrada olmaya devam edecektir,bunu değiştirmeye çalışmak sadece gidilen yolu değiştirecektir,ama değişimde dahi o yol muhakkak önceden gidilmiştir ve yine gelecekte de tekrarlanacaktır.Değişen sadece ahlak,din,kültür vb. algılardır ama sonuç aynıdır ve asıl olan bu sonuca varış yolundaki deneyimlerin geçmişte ve gelecekte tekrarlanacak olmasıdır.
07 Aralık 2008 - 03:18
Bu umrumda değil tavrı öylesine gerçekçi ki,bizim günlük hayatta aslında kelimeleri ne kadar karşılıksız kullandığımızı gösteriyor.Bizim için umurunda olmamak sadece belki belli durumlar için geçerlidir ki o noktada dahi filmde vurgulanan umurunda olmamak tavrının çok uzağındadır.
Filmde karakteri canlandıran Serdar Orçin ile öylesine bir kayıtsızlık yakalanıyor ki tarifi zor;yüz şeklinden haraketlerine kadar o kadar yoğun ki ya da pervasız sözcüklerini hiç kimseden sakınmamasına ve bunu yaparken bunun sonuçlarına katlanmak bir yana itiraz dahi etmemesi akıllara durgunluk verecek nitelikte.
Kim daha yeni tanıştığı bir komşusu için -ki komşususu bir kadın satıcısıyken-hiç tanımadığı, sadece komşusunun düşmanı olduğu gerekçesi ile silah çekebilir;ya da kim hiç işlemediği bir cinayet için senelerce hapishanede yatıp gerçekler ortaya çıktığında savcının kendisine bu durum hakkındaki görüşünü sorduğunda ‘aslında fark etmez ya da umurumda değil’ gibi içeride geçen onca yıla kayıtsız kalan cümlelerle ifade edebilir.
Tabii ki Yabancı romanı bu filmin sertliğine sağlamlığına en iyi katkıyı sağlayan kaynak olmuş;ama böylesi güzel eserlerin sinemadaki,hem de Türk Sinemasında karşılıklarını görmek güzel.