Fabuleux destin d’Amélie Poulain, Le – Amelie – Ameli
Yıl: 2001 Tür: Dram,Komedi,Romantik
Yönetmen: Jean-Pierre Jeunet
Senaryo: Jean-Pierre Jeunet , Guillaume Laurant
Yapımcı: Helmut Breuer , Jean-Marc Deschamps , Arne Meerkamp van Embden
Müzik: Yann Tiersen
Ülke: Fransa , Almanya
Süre: 2 saat 02 dk
Bilgilenmek için:

Indirmek için:


Bu filmi izleyeceklerim listesine EKLE.Film Etiketleri: 2001, Audrey Tautou, Jean-Pierre Jeunet, Mathieu Kassovitz

(5 oy, 9,40/10, oyladınız)
Bir insan hem bu kadar romantik hem de bu kadar iyi olamaz.Ama Amelie olur. Temiz yüreğiyle yaptığı muziplikler izleyiciyi hem düşündürüyor hem güldürüyor. İzlenmesi gereken bir film.
insanın içini ısıtan sıcacık bir film…
unutmamamız,hatta her zaman hatırlamamız gereken bir duygu aşk;saflık,temizlik,samimiyet ve doğallık,içtenlik kokan her daim.
Bazen bir kitap okursununuz yada bir film seyredersiniz bilmeden, hayatınızda yaratacağı depremi hissetmeden alırsınız elinize kitabı; filmin ardından bilincinizin gireceği komayı tahmin edemeden bileti gişeden alırsınız, salona yönelirsiniz yavaşça, ışığa doğru…
“Suç ve Ceza”yı okurken, yolda dolaştığınızda, Raskolnikov’un sokaklarını yürürsünüz. “Matrix” filminden çıktığınızda elinize değen ilk şeyi koklayıp tadarsınız, benim gibi ve sorarsınız “Acaba bu ağaç gerçek mi yada her şey bir illüzyon mu?”. “Le fabuleux destin d’Amélie Poulain” yada çevirisiyle “Amelie”, izledikten sonra bir daha asla eski siz olamayacağınızı garanti eden, “o” filmlerden biri.
İlk seyretmeye başladığınızda biraz uzun sayılabilecek giriş kısmının bile aslında tek başına bir film değerinde olabileceğini fark ediyorsunuz. Gerçi fark edemeyebilirsiniz. Çünkü belki 15. yada 18. seyredişimde girişin uzun olduğunu fark edebildim. Film, romantik filmden asla beklenmeyecek seviyede güzel önermelerle dolu. Üst seviyede bir senaryoyla kurgulanmış. Sahne ve konu geçişleri o kadar aykırı ve cezbedici ki farkında olmadan modern bir lirik masalın içinde buluveriyorsunuz kendinizi. Tek farkı: bu masalda prensesimiz güzel bir garsondur, sahne olan hayali ülkemiz ise günümüz Fransa’nın Paris’idir.
Prensesimiz Audrey Tautou, dünyanın en tatlı gülen kızlarından biri. Bu arada çok iyi bir oyuncu tabii. Filmi de çok iyi kotarmıştır. Mathieu Kassovitz ise bu üstün oyunculuğa eşlik etmiştir. Ayrıca filmde birçok üstadın da oynadığını fark edeceksiniz. Jean-Pierre Jeunet, yani senarist ve yönetmenimiz, tarihte en çok işlenen konuyu alıp dehasıyla yeniden yaratmıştır. Bu zor ve tehlikeli görevden devleşerek çıkmıştır.
Evet, “Amelie” bir film değildir sadece. Bir şiirdir. Diyaloglar çoğunlukla bize unutamadığımız şiirleri anımsatır. Bizi coşkuya getirip elimize sprey boya alarak kendini mahalle duvarlarına yazdıran mükemmel bir söz dizesi.. Sözcükler akar, ve bilincimizi, biz fark edemeden okşar. Ya da Renoir’in bir tablosu gibidir, her bir karesi özenle nakşedilmiş; grinin,siyahın, pasın, kirin hakim olduğu dünyamızı pastel renklerle betimleyen “portakal sarısı” bir dünyadır Amelie. Gözlerimiz uyanır, daha iyi kavramaya başlar her şeyi.
Ve müzik. O müzik. Aslında filmin müziğini ayrı bir yorumda oldukça kapsamlı değerlendirmek gerekir. Nedeni filmle mükemmel bir uyum göstermesine karşın müzik bu filmde yemeğin üstündeki sos olma durumunu aşmıştır. Bu filmin müzikleri apayrı bir dünyadır. Apayrı bir destan. Yaratıcısı Yann Tiersen’i titanlaştırmış bir eserdir. Filmle alakası olmayan hatta filmi bilmeyen insanların bile çok rahat kapılacağı film müziği; müziğin görsel metalara göre daha rahat iletilebildiği dünyamızda, filmin ulaşabildiği yerleri çoktan geçmiştir. Müzik artık reklamlarda, haberlerde yada magazin programlarında o kadar kullanıldı ki tvde çıkar çıkmaz değiştirmek zorunda kalıyorum. Filmi bilmeyenler filmi seyrederken “Aa, bu o müziiik!” diyeceklerdir. O kadar ki sitemizin filmle ilgili sayfasında ana müzik temasını kullanmamaya özen gösterdik. Bilen biliyor zaten, bilmeyende seyrederken kaynağından duysun istedim..
Eğer bulabilirsiniz mutlaka en kaliteli versiyonunu alıp seyredin. Yani “Bu film aksiyon değil, görüntü kalitesi çok iyi olmasa da olur.” deyip yanılmayın bence. Bu filmi seyretmeden önce kısa bir değerlendirmeyle hayatınızı gözden geçirin derim. Yaşantılarınız, sevdikleriniz, eşyalarınız, tavırlarınız.. Hepsinin bir çırpıda sihirli bir dokunuşla değişme ihtimali var. Son bir fotoğrafını çekin hayatınızın ve derin bir nefes alıp play tuşuna basın.. Değişeceksiniz!
hepimiz hayata tutunmak için bir sebep ararız aslında hayatta olmak başlı başına bir sebeptir diyen, diyebilen film