Matrix, teknolojinin ve hatta teknoloji zorunluluğunun insan hayatının önüne geçmeye başladığı milenyum çağının arifesinde bilgisayarlaşmanın ve dahi makineleşmenin ne denli sonuçlar doğurabileceğinin anlatıldığı sözde bilim-kurgu özde felsefik bir yaklaşımdır.
Felsefesini kabaca şöyle tanımlayabiliriz:
Insanoğlu bilgi akımına kapılıp doğayı anlamaktansa kendi yarattığı acı ve keder bütününde yaşamayı seçtiğinden beri doğaya karşı güçsüz kalmaya başlamıştır. Bu noktada bilginin peşinden giden makineler insanoğluna hakimiyet kurmaya başlamıştır çünkü insanoğlu da bilgiyi elinde tuttuğu zamanlarda doğaya hakimiyet kurmuştur. Acı ve keder bütününü yaşamayı reddeden insanlar da makinelerle hesaplaşma savaşına hazırlanmaktadır. Fakat bu savaş makinelerin domine ettiği dünyada yapılacaktır.
İşte bu noktada ve bu yüzden film yapılacak savaşın gidişatı ve sonuçları hakkında hayal dünyamızı zorluyor.
Filmin Senaristleri ve Yönetmenleri olan Wachowski Kardeşler bu filmi oluştururken bir çok mitolojik ve tarihi kaynaktan esinlenip zengin bir altyapı hazırlamaya çalışmışlardır.
Bunlardan bazıları;
Morpheus(Rüya-Uyku Tanrısı) Neo(Yunanca Yeni demektir ve harflerle oynayınca One oluyor) Trinity(Hristiyanlıktaki Kutsal Üçleme-Baba-Oğul-Kutsal Ruh) Persephone(Hades’in Esiri Tanrıça) Oracle(Yunan mitolojisinde Kahin) Zion(Incil’de Son Şehir)
Bunlarla zengin bir altyapı oluşturmayı hedeflemelerine rağmen Hristiyanlık etkilerinden pek kurtulamadıkları da ayrıca eleştirilebilir.
Bu film Terminatör serisinden sonra belki de ilk gerçek gelecek yorumudur. Bu yönüyle bir çığır açmıştır denilebilir.
Sinema severlerin izlemesi gereken bir başyapıt. Görsel efektlerle ve kullanılan tekniklerle bir çığır açtı. Film ayrıca yeni bir düşünce akımı yarattı. Bu yönüyle sosyal bilimcilerin, felsefe alanında uzmanlaşmış akademisyenlerin ve daha birçok kesimin yoğun ilgisini çekti.Hatta filmin yarattığı felsefik düşünceler üzerine bir kitap yazıldı. Bu da sinema adına farklı bir gelişmeydi. Çünkü genellikle sinema edebiyat eserlerini filme çevirirdi. Bu sefer sinema filmi bir kitaba ilham olmuştu.
sınırlar arasına sıkıştığım, paniklediğim bir zamana denk gelmişti bu film ve bana hayal gücümün sonsuz sınırını hatırlatmıştı. yeni bir ufkun habercisi gibiydi. varlığımızın sınırları dışında olan bir şeylerden bahseden bu felsefik akım hayata yeni bi anlama katıyordu.yeni sorular sormaya teşvik ediyordu. biz bu yeni sorularla yola çıktık çıkmasına ama bu seferde film yıktığı sınırların ötesine yeni bir sınır inşaaetti. uçtuk ama çok yükselemedik… oluşturduğu yeni akım farklı bir sistem içeriyordu.insanın yaptığı ama sonra da insanı aşan ve onu yönetmeye başlayan teknoloji ile desteklenmiş yeni sistem. şu anki sistemden tek farkı yöneticinin insan olmaması.içinde bulunduğumuz bu sistemde bizim yaratığımız ve kurallarını koyduğumuz bir sistemdir. bu durumda aslında film içinde bulunduğumuz bu kabusun katsayılarını artırmış oluyo. bu kısa uçuş, nefes kesen bir görsel şölen ile süslenmiştir.
06 Kasım 2008 - 10:00
Matrix, teknolojinin ve hatta teknoloji zorunluluğunun insan hayatının önüne geçmeye başladığı milenyum çağının arifesinde bilgisayarlaşmanın ve dahi makineleşmenin ne denli sonuçlar doğurabileceğinin anlatıldığı sözde bilim-kurgu özde felsefik bir yaklaşımdır.
Felsefesini kabaca şöyle tanımlayabiliriz:
Insanoğlu bilgi akımına kapılıp doğayı anlamaktansa kendi yarattığı acı ve keder bütününde yaşamayı seçtiğinden beri doğaya karşı güçsüz kalmaya başlamıştır. Bu noktada bilginin peşinden giden makineler insanoğluna hakimiyet kurmaya başlamıştır çünkü insanoğlu da bilgiyi elinde tuttuğu zamanlarda doğaya hakimiyet kurmuştur. Acı ve keder bütününü yaşamayı reddeden insanlar da makinelerle hesaplaşma savaşına hazırlanmaktadır. Fakat bu savaş makinelerin domine ettiği dünyada yapılacaktır.
İşte bu noktada ve bu yüzden film yapılacak savaşın gidişatı ve sonuçları hakkında hayal dünyamızı zorluyor.
Filmin Senaristleri ve Yönetmenleri olan Wachowski Kardeşler bu filmi oluştururken bir çok mitolojik ve tarihi kaynaktan esinlenip zengin bir altyapı hazırlamaya çalışmışlardır.
Bunlardan bazıları;
Morpheus(Rüya-Uyku Tanrısı)
Neo(Yunanca Yeni demektir ve harflerle oynayınca One oluyor)
Trinity(Hristiyanlıktaki Kutsal Üçleme-Baba-Oğul-Kutsal Ruh)
Persephone(Hades’in Esiri Tanrıça)
Oracle(Yunan mitolojisinde Kahin)
Zion(Incil’de Son Şehir)
Bunlarla zengin bir altyapı oluşturmayı hedeflemelerine rağmen Hristiyanlık etkilerinden pek kurtulamadıkları da ayrıca eleştirilebilir.
Bu film Terminatör serisinden sonra belki de ilk gerçek gelecek yorumudur. Bu yönüyle bir çığır açmıştır denilebilir.
15 Aralık 2008 - 16:35
Sinema severlerin izlemesi gereken bir başyapıt. Görsel efektlerle ve kullanılan tekniklerle bir çığır açtı. Film ayrıca yeni bir düşünce akımı yarattı. Bu yönüyle sosyal bilimcilerin, felsefe alanında uzmanlaşmış akademisyenlerin ve daha birçok kesimin yoğun ilgisini çekti.Hatta filmin yarattığı felsefik düşünceler üzerine bir kitap yazıldı. Bu da sinema adına farklı bir gelişmeydi. Çünkü genellikle sinema edebiyat eserlerini filme çevirirdi. Bu sefer sinema filmi bir kitaba ilham olmuştu.
11 Mart 2009 - 00:27
sınırlar arasına sıkıştığım, paniklediğim bir zamana denk gelmişti bu film ve bana hayal gücümün sonsuz sınırını hatırlatmıştı.
yeni bir ufkun habercisi gibiydi.
varlığımızın sınırları dışında olan bir şeylerden bahseden bu felsefik akım hayata yeni bi anlama katıyordu.yeni sorular sormaya teşvik ediyordu.
biz bu yeni sorularla yola çıktık çıkmasına ama bu seferde film yıktığı sınırların ötesine yeni bir sınır inşaaetti.
uçtuk ama çok yükselemedik…
oluşturduğu yeni akım farklı bir sistem içeriyordu.insanın yaptığı ama sonra da insanı aşan ve onu yönetmeye başlayan teknoloji ile desteklenmiş yeni sistem.
şu anki sistemden tek farkı yöneticinin insan olmaması.içinde bulunduğumuz bu sistemde bizim yaratığımız ve kurallarını koyduğumuz bir sistemdir.
bu durumda aslında film içinde bulunduğumuz bu kabusun katsayılarını artırmış oluyo.
bu kısa uçuş, nefes kesen bir görsel şölen ile süslenmiştir.