Zamani barayé masti asbha – A Time for Drunken Horses – Sarhoş Atlar Zamanı
Yıl: 2000 Tür: Dram,Savaş,Tavsiye
Yönetmen: Bahman Ghobadi
Senaryo: Bahman Ghobadi
Yapımcı: Bahman Ghobadi
Görüntü Yönetmeni: Saed Nikzat
Müzik: Hossein Alizadeh
Ülke: İran
Süre: 1 saat 20 dk
Bilgilenmek için:

Indirmek için:


Bu filmi izleyeceklerim listesine EKLE.Film Etiketleri: 2000, Amaneh Ekhtiar-dini, Ayoub Ahmadi, Bahman Ghobadi, Kolsolum Ekhtiar-dini, Madi Ekhtiar-dini, Rojin Younessi







Sinema en çok bilinen sanat dalıdır belki de. Bunun sebebi biraz da görselliğin sınırının olmayışıdır. Sonsuz görsellik seçeneği ve realiteden görece daha uzak olup arzu edilene daha fazla yer vermesi Sinema’yı Tiyatro’nun hep bir adım önünde tutmuştur popülerlik bakımından.
Bu subjektif tespitin ışığında, bir sinema izleyicisinin realiteden çok hayal ettiğini görmek istediğini söyleyebilirim. Ama bazı filmler vardır ki Sanat’ın Sinema dalından çok Tiyatro dalına yakışmaktadır. Sarhoş Atlar Zamanı benim gözümde böyle bir filmdir. Yönetmen Bahman Ghobadi filminde mükemmel bir tiyatral hava yakalamıştır. Oyuncular, mekan, diyaloglar kendimi beyaz bir perdeye değil de sahneye bakar gibi hissettirmişti. Ve işte tam da bu yüzden film bittiğinde absürd bir rahatsızlıkla dolmuştum. Bu filmi izleyene kadar hiçbir filmde böyle hissetmemiştim.
Filmde İran’lı Yönetmen Bahman Ghobadi, iki ülke arasında sıkışıp kalan hayatları ve hayatta kalma savaşını bütün çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir. Bir çocuğun gözünden çocukluğun terkedilip büyüme sancıları inanılmaz bir samimiyetle gösterilmiştir. Bu samimiyetin yakalanmasında dünyanın bazı yerlerinin diğer yerlere göre daha fazla acımasız olduğu gerçeği vardır kanımca.
Film adını kaçakçılık yaparken donmasınlar diye atlara içki verilmesinden almıştır.
Not: Eleştiride “realite” kelimesini bilerek kullandım. “Gerçeklik” kelimesi anlamı tam karşılamadı.
henüz filmi seyretmemiş olmama rağmen, yazdığın güzel yorumu okumak dahi filmden etkilenmeme yetti. ve bu “yorumun yorumu” yorumumu Jan Svankmajer’in “Faust” filmini önererek bitiricem. zira tiyatro ile sinema öyle iç içe ki o filmde; hatta tiyatro da değil, kukla tiyatrosu; öyle iç içe ki, film bittiğinde soru sorsalar izleyiciye, büyük çoğunluk hangi sanat dalına tanık olduğunu kesin çıkaramayacaktır. evet, öneriyorum..
[bu arada bu yorumun sitemizin yorum formatına pek uymadığının farkındayım. kaldırabiliriz istersen :) ]
“Adminliğin gücü adına: Filmi izleyince bu eleştirini genişleteceğini biliyorum. Eleştirini genişletince bu satırlar 5 saniye içinde kendini ihma edecektir.”