American History X – Geçmişin Gölgesinde
Yıl: 1998 Tür: Aksiyon,Dram,Suç
Yönetmen: Tony Kaye
Senaryo: David McKenna
Yapımcı: Bill Carraro , Michael De Luca , Jon Hess
Müzik: Anne Dudley
Ülke: Amerika
Süre: 1 saat 59 dk
Bilgilenmek için:

Indirmek için:


Bu filmi izleyeceklerim listesine EKLE.Film Etiketleri: 1998, Avery Brooks, Beverly D'Angelo, Edward Furlong, Edward Norton, Elliott Gould, Ethan Suplee, Fairuza Balk, Guy Torry, Jennifer Lien, Stacy Keach, Tony Kaye

(4 oy, 9,00/10, oyladınız)



Öncelikle film ülkemizde “Amerikan Tarihi X” olarak değil film kapağında yer alan, çok küçük harflerle yazılmış “Geçmişin Gölgesinde” adıyla yayınlandı
Edward Norton Derek Vinyard rolünde neo-nazi bir karakteri canlandırıyor. Gençlik yıllarında okulunda oldukça başarılı olan Derek polis babasının ırkçı söylemlerinden oldukça etkilenir. Babasının siyahi bir uyuşturucu satıcısı tarafından öldürülmesi sonucu, geleceği çok parlak görünen bir gençken, zamanla sol göğsünde gamalı haç taşıyan nefret dolu bir adama dönüşür. Yeraldığı örgüt içinde hızla öne çıkan David evinin önüne gelerek taşkınlık yapan bir grup zenciyle kavgaya tutuşur ve birini acımasız şekilde öldürür.
Hapse giren David hapishanede yaşadıklarının etkisiyle geçmişiyle hesaplaşma içine girer…
Özellikle oldukça vurucu finaliyle kaçırılmaması gereken, defalarca izlenip eve gelen herkesin önüne aperatif, ana yemek ve tatlı olarak koyulabilecek bir film.
İzleyin, izletin, Edward Furlong’un kendini harcamadan önce genç yaşına rağmen nasıl karizmatik ve kaliteli bir oyunculuk ortaya koyduğuna bakıp kederlenin, ağlayın
Sinema tarihinin türüne göre gelmiş geçmiş en iyi filmi.Kimse kusursuzluğun tanımını bu kadar iyi ifade edemezdi.Bir düşünce sabaha kadar anlatılabilirdi, hatta doğruluğunu kanıtlanabilirdi bile; ama hiçbir zaman, American history x’teki kadar etkileyici olamazdı…Bu filmde iyi olan tarafın alışılageldik zaferine tanıklık etmeyeceksiniz.Zaman geçirmek için yapılmış hiçbir oyun yok.Süre son derece etkili bir şekilde kullanılmış..Bir daha böylesine mükemmel(seviyorum bu kelimeyi! Hak edene söylenebilecek en güzel kelime bence Türkçe’deki) bir filmi izlemek bana naspi olur mu bilemem.Umarım olur demekle yetinmek istiyorum şimdilik.Edwart NORTON’un en iyi performansı…Akıl dolu bir yapıt..American history x’i izlemek yaptığım en iyi şeylerden biri diyebilirim rahatlıkla…Etkilenmemek mümkün değil…Müthiş bir başlangıç, müthiş bir gelişme, müthiş bir son…Her şey mükemmel bu filmde…Son derece gerçekçi..Her senaristin, her yönetmenin örnek alması gereken bir yapıt..Her yaştan izleyiciye sesleniyor.10/10 verilebilecek ender filmlerden…Bu filmi izlemeden ölmeyin…Bu kadar da kesin söylüyorum.Daha ne diyeyim artık..
İşin, yok senaryosu şöyleydi, yok kamera şöyle kullanılsa daha iyi olurdu gibi teknik kısımlarını Attila DORSAY’a bırakarak sadece ve sadece söylemek istediğini net ve gerçekçi bir dille söyleyen bir filmle karşı karşıya olduğunuz gerçeğini haykırmak istiyorum buradan.Edward NORTON hapisten önceki ve sonraki Derek’i öyle başarılı canlandırmış ki, ikisinin aynı kişi olduğuna inanmakta güçlük çekiyorsunuz.Bir ruh değişimi ancak bu kadar gerçekçi ete kemiğe büründürülebilir.
‘’Galiba size öğrendiklerimi anlattığım yer burası,sonuç kısmı değil mi?Sonuç:Öfke bir yüktür.Hayat sürekli kızgın yaşanmayacak kadar kısadır; buna kesinlikle değmez.Derek bir yazıyı alıntıyla bitirmek iyidir, der.Birileri zaten senin söyleyeceğini en iyi şekilde söylemiştir.Daha iyisini yapamıyorsan onlarınkini alır ve yazını etkileyici bir şekilde bitirirsin..Seviceğinizi düşündüğüm birinden alıntı yapıyorum.Biz düşman değiliz, dostuz, düşman olmamalıyız, hırslarımız zorlayabilir; ama yürek bağlarımızı koparamaz.Hafızamızın gizemli yolları tekrar aşıldığında canlanacak ve tabiatımızın iyi yönleri yanında olacaktır.’’