Yöneten veya yönetilen olmanın insanoğlunun psikolojik durumuna etki ettiği açıktır. Fakat bu durumun kontrol altına alınabileceği şüphelidir. Güç sahibi bir insanın gücünü şiddet amaçlı kullanmaktan çekinmeyeceği düşüncesi bu deneyle de biraz daha pekişmiştir.
Peki insanoğlunun şiddete böylesi bir eğilimi, Freud’un da araştırmalarından çıkardığı sonuçlar gibi her daim gücünü, iktidarını korumaya yönelik bir içgüdü müdür yoksa çevresel şartların bir sonucu mudur? Filmde bunun cevabı verilmemekle birlikte çıkan sonuç, insanoğlunun iktidar olabilmek ya da iktidarını korumak için şiddete koşulsuz başvuracağıdır ve eğer bu kaçınılmazsa bunun aslında insanın bir içgüdüsü olduğu sonucu çıkabilir.
Film en az deneyin sonuçları kadar rahatsız edicidir.
Fakat deneyin ve bu filmin bir sonucu olarak asıl soru şu:
Eğer insanoğlunun şiddet içgüdüsü var ise bir Diktatörün yaptıklarını hangi mahkeme yargılayabilir?
26 Aralık 2009 - 12:35
Film, insanoğlunun iktidar, güç, yönetme vb. duygularını araştırmaya yönelik bir deney olan Stanford Hapishane Deneyi’nin (Stanford Prison Experiment) bir yansımasıdır.
Yöneten veya yönetilen olmanın insanoğlunun psikolojik durumuna etki ettiği açıktır. Fakat bu durumun kontrol altına alınabileceği şüphelidir. Güç sahibi bir insanın gücünü şiddet amaçlı kullanmaktan çekinmeyeceği düşüncesi bu deneyle de biraz daha pekişmiştir.
Peki insanoğlunun şiddete böylesi bir eğilimi, Freud’un da araştırmalarından çıkardığı sonuçlar gibi her daim gücünü, iktidarını korumaya yönelik bir içgüdü müdür yoksa çevresel şartların bir sonucu mudur? Filmde bunun cevabı verilmemekle birlikte çıkan sonuç, insanoğlunun iktidar olabilmek ya da iktidarını korumak için şiddete koşulsuz başvuracağıdır ve eğer bu kaçınılmazsa bunun aslında insanın bir içgüdüsü olduğu sonucu çıkabilir.
Film en az deneyin sonuçları kadar rahatsız edicidir.
Fakat deneyin ve bu filmin bir sonucu olarak asıl soru şu:
Eğer insanoğlunun şiddet içgüdüsü var ise bir Diktatörün yaptıklarını hangi mahkeme yargılayabilir?