Black

Black için 3 yorum

  1. Gözlerinizi bir süreliğine kapatıp yürümeye çalışın. Zor mu? Peki bir de kulaklarınızı tıkayalım. Yok artık mı diyorsunuz? Peki bir de bu haldeyken kimseyi tanımadığınız bir yerde olduğunuzu ve konuşamadığınızı düşünelim. Nasıl hissederdiniz hayal etmek ister misiniz?

    Filmi izlemeden önce bunu bir hayal edin. Filmi izledikten sonra hayal ettiğiniz durumun ne kadar basit olduğunu göreceksiniz. Filmin yönetmeni sizin hayal edebileceğinizden çok daha fazla gerçeklik sunuyor size filmde.

    Film Bollywood yapımı olduğundan basit bir dram filmi gibi gelebilir, fakat aslında belirli bir kategoriye alınamayacak kadar özel ve olağanüstü bir filmdir ve kesinlikle izlenmesini istediğim filmler sıralamasında birinci sıradadır.

    Dipnot: Filmin ana karekterinin gerçek olup olmadığını anlamayabiliyorsunuz film bittikten sonra ama, eğer gerçekse artık bu dünyada saygıyı hakedecek en az bir insan tanıyorum.

  2. Hayatımın dönüm noktası diyebilirim bu film için.İnsanoğlu hep çaresiz hep acizdir diye bilinirdi çoğu zaman. Fakat anladım ki çaresizliğin ve acizliğin üzerine balyoz gibi inen öğrenme ve öğretmek tutkusu insanoğlunu hiç de çaresiz ve aciz kılmıyor.
    Yaşam koca bir karanlık aslında ve bu karanlığı insanoğlu kendine göre şekillendirmiştir.Bunu yaparken hep bi çaresizlik, hep bi yenilgi ve hep bi susmaktan başlar. Fakat birileri varki karanlığı şekillendirirken,kendi yaşamına ve yaşattığı hayatlara karanlığın ışık olduğunu anlatabilmiştir.
    Karanlığın içinde bir ışık olduğunu bilmek ve bu ışığı gün yüzüne çıkarabilmek adına bir ömür feda edebilmek düşüncesi bendeki siyah rengini beyaza çevirmeye yetti.
    Şimdi siyah bana hiç korkutucu gelmiyor. yaşamanın keyfini siyahla çıkaracağım ve çıkarttıracağım.

  3. Michelle gibi duyu eksikliği ile dünyaya gelmiş insanların normal insanlardan en önemli farkı,sıkışıp kaldığı dünyanın sınırlarını biliyor olmasıdır. Normal insanlar sıkışıp kaldığı bu  dünyanın sınırlarını bilmez: öğrenilmiş sosyal güdü ‘sınır’ kelimesinin içini boşaltmıştır.
    Gordon Childe şöyle der,’sözcükler salt uylaşımsal(conventional) simelerdir, yani anlamları, onları kullanan toplumun üyeleri arasında bir tür üstü örtülü anlaşma ile yapay olarak iliştirilmiştir.’
    Bu durumda normal insanın beyninde beliren imge yaşadığı toplumun kullandığı sesi karşılar , o bu imgeyi beş duyu organı ile algılar ve ezberler hiç bir zaman daha fazlasını düşünmez. Ama  duyuları eksik bir insan imgeye çok fazla anlam ve görev yükleyebilir.
    Antropologlara göre akıl yürütme,maddi bir sınama ve yanılma sürecine başvurmaksızın sorunları çözme yeteneğidir.Ve  bu yetenek zamanla araştırma, keşfetme ve icat yeteneklerini köreltir.Akıl yürütme sosyal egonun en temel taşlarından biri olduğu için dolayısıyla akıl yürütme ve sosyal egoya çok fazla maruz kalmayan kusurlu bireyin imge dünyasının ne kadar çok zenginleşebileceğini düşünsenize.
    Sırf conventional ilk insanlarda gelişmediği için  yaratıcı zeka icatlarda sınır tanımıyordu.Ve giderek hayalgücü azalan bir millet halini alırken sınırlarımızın duyularımızla algılanamayacak kadar çok köklü ve ezber oluşlarının bile farkına varamıyoruz.
    Film elbetteki duyu eksikliği üzerine inşa edilmemiş,  sadece bana hatırlattığı noktalar bunlar.Filmin can alıcı noktası öğretmenin zekası ayrıca bu başarısı da geçmişte yaşadığı duyu eksikliğinden kaynaklanıyor bir nevi.
    Film vermek istediği duyguyu çok iyi hissettiriyor: ağlamayı hiç bu kadar abarttığımı hatırlamıyorum:)
    Yakın bir arkadaşımın böyle özel bir yakını ile tanışmıştım bir süre önce: zaafımı yenememiş ve ona acıdığımı utanarak hissetmiştim.uzun bir süre onu izledikten sonra ne kadar mutlu olduğunu farkettim hemde tanıdığım bir çok insandan daha mutluydu:onda eksik kalan duyular zaten farketmediği, bilgisine sahip olmadığı bir dünyaydı. O  elindekilerin değerini biliyor hatta etrafındakilerle dalga geçiyordu ve çok eyleniyordu….

Yorum eklemek için kullanıcı girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş