Babel:karmaşa,karışıklık
Tevrat’ta Babil ile ilgili şu sözlere yer verilir:
Ve bütün dünyanın dili bir ve sözü birdi. Ve vaki oldu ki, Doğuya göçtükleri zaman Şinar Diyarında (SÜMER) bir ova buldular. Ve birbirlerine dediler: Gelin, kerpiç yapalım ve onları iyice pişirelim ve onların taş yerine kerpiçleri ve harç yerine ziftleri vardı. Ve dediler: Bütün yeryüzü üzerine dağıtmayalım diye gelin kendimize bir şehir ve başı göklere erişecek bir kule inşa edelim ve kendimize nam yapalım.Anlatıldığına göre bu Kule eski Şhinar (Sümer) diyarında kavimlerin bir araya gelerek inşa ettikleri ve insanoğlunun tanrıları bulmak için gök yüzüne çıkmak iddiası içinde bir nevi merdiven, sütun inşası amacını taşır. Kutsal kitaba göre bu küstahlığa kızan Tanrı, birlik halinde olan, tek dili konuşan ve aralarında anlaşan bu meraklı kullarının dil birliğini bozmuş,aralarına nifak ve bölücülüğü sokmuştur.
Tevrat’taki yoruma paralel olarak filmde hem bireysel,hem kültürel hem de ülkelerin ilişkileri anlamındaki karmaşa irdeleniyor.Yönetmen tabii ki güncel siyasi gelişimlere de değinmeden geçmiyor ve biraz da asıl konunun dışına çıkarak ya da bunun sorumlusunun gerçekten o olduğunu düşünerek ABD’yi biraz itip kakıyor.Görüş kişiden kişiye değişir ama bunu yapma biçimi takdire değer.
Karmaşa yaratıp sonunda bir şekilde bulmacayı birleştirmeyi beceren Inarritu’dan seyri kolay ama sindirimi biraz ağır olan bir yapım.
Babel yaşamın paralelinde bürokrasiyi inşa ediyor. Bürokrasi insanın duyu organları misali her daim yanı başında duruyor ve duyumsatıyor. En komplex, çetrefilli durumlar bürokrasi ile nasıl daha da içinden çıkılmaz haller alıyor.
Yukarıda Stalker in açıklamalarını okudum Tevrat ve Babil ile ilgili sözleri ilgi çekici gerçekten.
Siyaset yani özünde dünya siyaseti ve bürokrasi insanın yönetilmesinden de fazla bir yol almış.
Siyaset insanın yaşam pratiklerini ve dinamiklerini kolaylaştırmak için yönetilmesi olmalıyken insan üstü bir bir yapıya kavuşmuş günümüz dünyasında ve Babel’in yönetmen ve senaristi bunu çok güzel yaşatıyorlar bize…
Biz artık sadece biz değiliz.Karmaşıklığın içinde yalpalaya yalpalaya dönüyoruz ve bu dönüşlerde başımız da dönüyor, bürokrasi ise bizi kendimize getirme(me)ye çalışıyor.
Herkes karşısındakine düşman olarak bakmak zorunda kalıyor.Güvenlik görevlisi herhangi bir kişiye, herhangi bir kişi diğer herhangi bir kişiye ve bir kısırdöngü oluşmuş insanlığı sarıp sarmalamış durumda…
Babel bu yönüyle siyasetin ve bürokrasinin çirkefliğini çok incelikle ve başarıyla işlemiş…
Dünya’nın üç faklı yerinde yaşanan oldukça farklı yaşamların incecik bir noktada buluşması….Biz br yerlerde yaşamımızı sürerken hiç yoktan dünya’nın çok alakasız bir yerinden birileriyle bir şekilde aynı noktada buluşmamız gerekebiliyor sırf kurallar böyle diye,sırf bizden bu bekleniyor diye.Sanki birileri bizim hayatımızı uzaktan bir yerlerden gözetliyor ve yönetiyor gibi geldi bana filmi izlerken.
Babil Kulesi Efsanesinde, Tanrı insanların arasındaki iletişimi yok etmek için insanların farklı dillerde konuşmasını sağlamıştır. Böylece insanlar birbirini anlayamayacak ve karmaşa hüküm sürecektir. İnarritu filminde bundan doğan iletişimsizliği enfes bir anlatımla sunmuştur. Dillerin farklı olması kültürlerin farklı olmasını, kültürlerin farklı olması dünyaya bakış açısını değiştirdiği için iletişimsizlik dünyanın farklı noktalarında farklı etkiler yaratıyor. Ve bu noktada yönetmen hayatın kelebek etkisini ortaya koyacak zincirleme olaylar dizisi ile dünyanın herhangi bir noktasındaki bir olayın nasıl da kaosa dönüşebileceğini hünerli bir biçimde gösteriyor.
İnarritu’nun tesadüfleri algılama biçimi pek çok insanın algılamasından farklı. kaosta bile bir düzen olduğunu olağanüstü bir şekilde anlatabiliyor. Babel’den önceki iki filmi Amores Perros ve 21 Gram‘da benzer bir örgü ile anlattığı hikayelere bir de iletişimsizlik teması eklenince ortaya benim başyapıt diye niteleyebileceğim bir film çıkmıştır.
07 Aralık 2008 - 13:02
Babel:karmaşa,karışıklık
Tevrat’ta Babil ile ilgili şu sözlere yer verilir:
Ve bütün dünyanın dili bir ve sözü birdi. Ve vaki oldu ki, Doğuya göçtükleri zaman Şinar Diyarında (SÜMER) bir ova buldular. Ve birbirlerine dediler: Gelin, kerpiç yapalım ve onları iyice pişirelim ve onların taş yerine kerpiçleri ve harç yerine ziftleri vardı. Ve dediler: Bütün yeryüzü üzerine dağıtmayalım diye gelin kendimize bir şehir ve başı göklere erişecek bir kule inşa edelim ve kendimize nam yapalım.Anlatıldığına göre bu Kule eski Şhinar (Sümer) diyarında kavimlerin bir araya gelerek inşa ettikleri ve insanoğlunun tanrıları bulmak için gök yüzüne çıkmak iddiası içinde bir nevi merdiven, sütun inşası amacını taşır. Kutsal kitaba göre bu küstahlığa kızan Tanrı, birlik halinde olan, tek dili konuşan ve aralarında anlaşan bu meraklı kullarının dil birliğini bozmuş,aralarına nifak ve bölücülüğü sokmuştur.
Tevrat’taki yoruma paralel olarak filmde hem bireysel,hem kültürel hem de ülkelerin ilişkileri anlamındaki karmaşa irdeleniyor.Yönetmen tabii ki güncel siyasi gelişimlere de değinmeden geçmiyor ve biraz da asıl konunun dışına çıkarak ya da bunun sorumlusunun gerçekten o olduğunu düşünerek ABD’yi biraz itip kakıyor.Görüş kişiden kişiye değişir ama bunu yapma biçimi takdire değer.
Karmaşa yaratıp sonunda bir şekilde bulmacayı birleştirmeyi beceren Inarritu’dan seyri kolay ama sindirimi biraz ağır olan bir yapım.
21 Mayıs 2009 - 14:43
Babel yaşamın paralelinde bürokrasiyi inşa ediyor. Bürokrasi insanın duyu organları misali her daim yanı başında duruyor ve duyumsatıyor. En komplex, çetrefilli durumlar bürokrasi ile nasıl daha da içinden çıkılmaz haller alıyor.
Yukarıda Stalker in açıklamalarını okudum Tevrat ve Babil ile ilgili sözleri ilgi çekici gerçekten.
Siyaset yani özünde dünya siyaseti ve bürokrasi insanın yönetilmesinden de fazla bir yol almış.
Siyaset insanın yaşam pratiklerini ve dinamiklerini kolaylaştırmak için yönetilmesi olmalıyken insan üstü bir bir yapıya kavuşmuş günümüz dünyasında ve Babel’in yönetmen ve senaristi bunu çok güzel yaşatıyorlar bize…
Biz artık sadece biz değiliz.Karmaşıklığın içinde yalpalaya yalpalaya dönüyoruz ve bu dönüşlerde başımız da dönüyor, bürokrasi ise bizi kendimize getirme(me)ye çalışıyor.
Herkes karşısındakine düşman olarak bakmak zorunda kalıyor.Güvenlik görevlisi herhangi bir kişiye, herhangi bir kişi diğer herhangi bir kişiye ve bir kısırdöngü oluşmuş insanlığı sarıp sarmalamış durumda…
Babel bu yönüyle siyasetin ve bürokrasinin çirkefliğini çok incelikle ve başarıyla işlemiş…
23 Mayıs 2009 - 19:33
Dünya’nın üç faklı yerinde yaşanan oldukça farklı yaşamların incecik bir noktada buluşması….Biz br yerlerde yaşamımızı sürerken hiç yoktan dünya’nın çok alakasız bir yerinden birileriyle bir şekilde aynı noktada buluşmamız gerekebiliyor sırf kurallar böyle diye,sırf bizden bu bekleniyor diye.Sanki birileri bizim hayatımızı uzaktan bir yerlerden gözetliyor ve yönetiyor gibi geldi bana filmi izlerken.
14 Aralık 2010 - 18:29
Film İletişimsizlik teması üzerine kurulu.
Babil Kulesi Efsanesinde, Tanrı insanların arasındaki iletişimi yok etmek için insanların farklı dillerde konuşmasını sağlamıştır. Böylece insanlar birbirini anlayamayacak ve karmaşa hüküm sürecektir. İnarritu filminde bundan doğan iletişimsizliği enfes bir anlatımla sunmuştur. Dillerin farklı olması kültürlerin farklı olmasını, kültürlerin farklı olması dünyaya bakış açısını değiştirdiği için iletişimsizlik dünyanın farklı noktalarında farklı etkiler yaratıyor. Ve bu noktada yönetmen hayatın kelebek etkisini ortaya koyacak zincirleme olaylar dizisi ile dünyanın herhangi bir noktasındaki bir olayın nasıl da kaosa dönüşebileceğini hünerli bir biçimde gösteriyor.
İnarritu’nun tesadüfleri algılama biçimi pek çok insanın algılamasından farklı. kaosta bile bir düzen olduğunu olağanüstü bir şekilde anlatabiliyor. Babel’den önceki iki filmi Amores Perros ve 21 Gram‘da benzer bir örgü ile anlattığı hikayelere bir de iletişimsizlik teması eklenince ortaya benim başyapıt diye niteleyebileceğim bir film çıkmıştır.